Bozkırın ortasında, yaban hayatının korunmasına adanmış bir yaşam. Sahadan notlar, kurtarma hikayeleri ve doğanın mucizeleri bu blogda.
Bir Adanmışlık Hikayesi
Veteriner Hekim Selçuk Albayrak
Erzurum’un yüksek platolarında, rüzgarın binlerce yıldır şekillendirdiği topraklarda, sessizliğin kendine has bir dili vardır. Bu, Palandöken’in zirvelerinden süzülen ayazın, engin bozkırlarda yankılanan bir kurt ulumasının ve bir kartalın gökyüzündeki sarsılmaz sükunetinin dilidir. Bu coğrafya, güzelliği kadar haşindir; sakinliği kadar acımasızdır. Ve bu topraklarda yaşam, her gün yeniden kazanılan bir mücadeledir. İşte bu mücadelenin tam kalbinde, telefonun her an çalabileceği beklentisiyle yaşayan, mesleğini bir görevden öte bir adanmışlık olarak gören bir isim var: Veteriner Hekim Selçuk Albayrak.
Onun için her gün, doğanın kendisinden gelen bir çağrıyla başlar. Bu çağrı bazen ücra bir dağ köyündeki çobanın endişeli sesidir, bazen ıssız bir yolda devriye gezen jandarmanın telsizidir, bazen de bahçesinde yaralı bir canlı bulan bir köylünün yardım talebidir. Bu, öngörülemeyen, acil ve hayatidir. Bu, yaban hayatı hekimliğinin özüdür; bir kliniğin steril duvarları arasında değil, doğanın vahşi ve affetmez sahnesinde icra edilen bir sanattır. Selçuk Albayrak’ın misyonu, kendi profesyonel tanımıyla, basit bir tedavinin çok ötesine uzanır. O, kendini “yaban hayatı rehabilitasyonu, zoonotik hastalıklar ve doğaya yeniden kazandırma süreçleri” üzerine çalışmaya adamıştır. Bu, her vakaya bilimsel bir titizlikle yaklaşmayı, saha deneyimlerini analitik bir süzgeçten geçirmeyi ve nihayetinde hem tek bir canlının sağlığını hem de ait olduğu türün korunmasını hedefleyen bütüncül bir bakış açısını gerektirir. Ancak bu bilimsel çerçevenin ardında, daha derin bir gerçek yatar. Neredeyse her kurtarma operasyonunun bir vatandaş ihbarıyla başlaması, aslında yazılı olmayan bir güven sözleşmesinin varlığını kanıtlar. Bölge halkı, doğanın dengesi bozulduğunda, yaralı bir can gördüğünde kime döneceğini bilir. Albayrak ve görev yaptığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) ekipleri, bu güven ağının merkezindedir. Onun sahadaki etkinliği ve güvenilirliği, toplumu daha dikkatli olmaya ve ihbarda bulunmaya teşvik eder; bu da Erzurum gibi devasa bir coğrafyada koruma çabalarının başarısı için hayati bir geri bildirim döngüsü yaratır. O, sadece bir hekim değil, aynı zamanda insan ve yaban hayatı arasındaki hassas köprünün de bekçisidir.




Bir yanıt yazın